Hakkında


Ülke
Türkiye
Bölge
Marmara Bölgesi
İl
Tekirdağ
Yüzölçümü
6.339 km2 (2.448 sq mi)
Rakım
--
Nufüs972,875
Posta kodu
59xxx
Alan kodu
(+90) 282
Plaka kodu
59


Tekirdağ, Türkiye'nin bir ili ve en kalabalık yirmi ikinci şehridir. 2018 itibarıyla 1.005.463 nüfusa sahiptir. Marmara Bölgesi'nin Trakya yakasında bulunur; doğuda İstanbul, güneyde Marmara Denizi ve Çanakkale, batıda Edirne, kuzeyde Kırklareli ve kuzeydoğuda Karadeniz ile çevrilidir. 2012 yılında nüfusu 750.000'i geçen 14 adet il TBMM'de kabul edilen kanun ile büyükşehir statüsü kazandığı için Türkiye'nin 30 büyükşehrinden biridir. 30 Mart 2014'te yapılan yerel seçimlerin ardından resmen büyükşehir belediyeciliği ile yönetilmeye başlamıştır, hizmet sahası 6.313 kilometrekare olarak tüm il sınırlarıdır. Bu kanunla üç yeni ilçe kurulmuştur. Bunlar, Süleymanpaşa, Kapaklı ve Ergene'dir. Bu ilçelerle birlikte toplam ilçe sayısı on birdir.


Etimoloji

Tekirdağ, Bizans döneminde Bisanthe (Βισανθη) ve sonraları Rodosto (Ρωδοστο) adıyla anılmıştır. Kenti ele geçiren Türkler, şehre önceleri Rodosçuk, 18. yüzyıldan itibaren de Tekfur Dağı demeye başlamışlardır. Tekfur Ermeniceden alıntı bir sözcük olup Osmanlı Türkçesinde Hristiyan hükümdarlara verilen bir sandır. Aslı tagovar, anlamı ise taç taşıyandır. Cumhuriyetin ilanından sonra tekfur sözcüğü atılarak yerine sesçe benzeşen tekir getirilmiştir.

Tekirdağ'ı bir Yunan kolonisi olarak kurulduğu kabul edilegelmiştir. Sisam Adasından gelen kolonicilerin ilk olarak kurduğu şehir "Bisanthe" adıyla bilinir. Bu ad ile bizans kelimesi arasındaki benzerlik dikkat çekicidir. Bu isim kent, Trak kökenli Odris Krallığı yönetimi altına girdiğinde de kullanılmıştır. Bu görüşü kabul edenler Roma İmparatorluğu döneminde şehrin "Rhaedestus" olarak yeniden adlandırıldığını öne sürer. Fakat Bisanthe şehrinin, Tekirdağ merkezde değil, merkeze bağlı Barbaros beldesinde olduğunu savunan yeni görüşler de vardır.Pliny adıyla da bilinen Romalı tarihçi Gaius Plinius Secundus, Bisanthe şehrinden ve bu şehirden ayrı "Resisto" adında başka bir şehirden söz eder. Bu doğrultuda Bisanthe ismini değil de Resisto/Resisthon adı Tekirdağ'ın bilinen ilk ismi olarak kabul edilebilinir.

Önceleri Roma kökenli Rhaedestos ismi ile anılan şehir, Doğu Roma İmparatorluğu dönemine denk gelen Ortaçağ boyunca bu isimde gelen "Rodosto" adı ile bilinir. Osmanlılarda şehri ilk aldıklarında yine bu ismimden türetilmiş "Rodosçuk" ismini kullanır. Ama daha sonra şehir "Tekfurdağı" ismi ile anılmış, Türkiye Cumhuriyeti'nin ilk yıllarında ise kentin güneybatısında yer alan Tekir Dağı vesilesiyle şehrin adı "Tekirdağ" olarak resmileştirilmiştir.


Tarihçe

Tekirdağ ili coğrafi konumu dolayısıyla stratejik önem taşıyan, Anadolu ile Balkanlar arasında geçit bölgesi, İstanbul'a yakınlığı sebebiyle Boğazlar üzerinden geçen Asya ve Avrupa kavimlerinin ilişkileri Tekirdağ'ı İstanbul tarihine sıkı sıkıya bağlamıştır. İstanbul'un zaman zaman saldırıya uğramasının etkileri ilimizde de görülmüş, topraklarının da verimli olması birçok kavimlerin hakimiyetinde kalmasına sebep olmuştur. Tekirdağ İli M.Ö. 4000 yıllarına kadar uzanan tarihi boyunca çeşitli uygarlıkların etkisi altında kalmıştır. Bu dönemler içersinde BİSANTHE, RODOSTO, TEKFURDAĞI gibi isimler alan Tekirdağ'ın İl sınırları içinde tarih öncesi ve tarih çağlarında tam bir kronoloji vermemekle birlikte iskan edilmiş yerler tesbit edilmiştir. Paleolitik ve Neolitik çağlara ait bir yerleşme yeri bulunmayan Tekirdağ'da Şarköy İlçesindek Güngörmez ve Güneşkaya Mağaraları ile Marmara Ereğlisi'ndeki Toptepehöyük'te Kalkolitik Çağ buluntularına rastlanmıştır. Tekirdağ sahil şeridinde yüzeyde yapılan araştırmalara göre İlk Tunç Çağı'nda yoğun olarak yerleşmelerin izine rastlanmıştır. Trakya'da Son Tunç Çağı ile Erken Demir Çağında büyük bir göç dalgası olmuştur. Antik kaynaklar ve arkeolojik bulgular yetersiz kaldığından bu dönem tam olarak aydınlanamamıştır.


Trakya M.Ö. 7. Yüzyılda Grek kolonilerinin kurulmasıyla ticarete açılmıştır. Bu dönemde Trakya'nın Marmara kıyılarında kentler kurulmuştur.M.Ö. 514-513 yıllarında Pers Kralı Dereus'un İskit Seferi sonrasında Trakya Pers egemenliğine girmiştir. Bu egemenlik M.Ö. 478-477' de Atina'nın Pers tehlikesine karşı kurduğu Attik-Delos Deniz Birliği'nin Persleri Trakya'dan temizlemesine kadar devam etmiştir.M.Ö. 342 yılında Makedonya Kralı 2. Philip Trakya'yı topraklarına katarak Odrys Krallığı'nı kendine bağlamış, İskender'in ölümünden sonra Trakya Lysimachos'un egemenliğine girmiştir. M.S. 19. Yüzyılda Roma İmparatoru Tiberius'un Trakya'ya bir vali göndermesi ile başlayan gelişmeler, M.S. 46 yılında İmparator Cladius'un Trakya'da Roma Eyaletini kurması ile sonuçlanmıştır.


Trakya uzun yıllar Roma hakimiyetinde kalmıştır. M.S. 395 yılında imparatorluğun ikiye ayrılmasıyla Doğu Roma İmparatorluğu içinde kalan Trakya 1354 yılında Süleyman Paşa komutasındaki kuvvetlerin Gelibolu'ya çıkmasıyla Türklerin hakimiyetine girmeye başlamıştır.1356 yılında Şarköy ve Malkara ele geçirilmiş, 1357'de I. Murat Tekirdağ ve Çorlu'yu Türk hakimiyetine almıştır. Bu arada Bizanslılar kısa bir süre Tekirdağ topraklarını geri almışlarsa da, I. Murat 1363'de buraları yeniden Osmanlı topraklarına katmıştır. Balkan Savaşlarında (1912) Bulgar işgaline uğrayan ilimiz toprakları , 1913 yılında düşman işgalinden kurtarılmıştır. I. Dünya savaşından sonra Mondros Mütarekesi'nin verdiği imkanlardan faydalanan Yunan kuvvetleri 20 Temmuz 1920'de Tekirdağ'ı işgal etmiş ise de 13 Kasım 1922'de Yunan işgali de sona erdirilerek Türk yönetimine geçmiştir. M.Ereğlisi 29 Ekim'de, Çerkezköy ve Saray İlçeleri 30 Ekim'de, Çorlu 1 Kasım'da , Muratlı 2 Kasım'da, Malkara ve Hayrabolu 14 Kasım'da, Şarköy de 17 Kasım'da düşman işgalinden kurtarılarak Türk yönetimine geçmişlerdir. 20 Ocak 1921 tarihli Teşkilat-ı Esasiye Kanunu gereğince girişilen yeni örgütlenme sırasında Tekirdağ il olmuş, ancak; Kurtuluş Savaşının güçleri içinde örgüt hemen kurulamamış, Cumhuriyetin ilanından önce 15 Ekim 1923 tarihinde İl merkezi olmuştur. Tekirdağ'ın unutamadığı mutlu günleri arasında 24 Aralık 1840'da Büyük Vatan Şairi Namık Kemal'in bu il'de doğması, Çanakkale Destanı'nı yaratan 19. Tümen'in Mustafa Kemal'in de önderliğinde Tekirdağ'da hazırlanması, 23 Ağustos 1928'de Atatürk'ün Harf İnkılabı vesilesiyle Tekirdağ'a gelip Başöğretmen olarak ilk dersi vermesi gibi olaylar bulunmaktadır.


Coğrafya

Tekirdağ Türkiye'nin Kuzeybatısında, Marmara Denizinin kuzeyinde tamamı Trakya topraklarında yer alan üç ilden biri, ayrıca Türkiye’de iki denize kıyısı olan altı ilden biridir. Tekirdağ 41º 34' 52" - 40º 52' 53" - 41º 35' 28" – 40º 32' 23" kuzey enlemleri ile 28º 09' 14" - 26º 42' 42" – 28º 08' 34" – 26º 54' 24" doğu boylamları arasındadır. 6.313 km² yüzölçümüne sahip ilin denizden yüksekliği 0–200 m arasındadır.

İI doğudan İstanbul’un Silivri ve Çatalca, kuzeyden Kırklareli’nin Vize, Lüleburgaz, Babaeski ve Pehlivanköy, güneyden Marmara Denizi ve Çanakkale'nin Gelibolu ilçesiyle ile çevrilidir. Kuzeydoğudan Karadeniz'e 1,5 km. bir kıyısı vardır.

Ergene Havzasının güney kesimindeki en büyük kent olan Tekirdağ, Güney Ergene yöresinden ve kuzeyden gelen yolların Marmara denizine ulaştıkları yerde, geniş bir körfezin kıyısına kurulmuştur. II merkezi kısmen vadi yamaçlarında, kısmen yalıyarlar üzerinde birbirini izleyen üç basamak üzerine yayılır. Vilayet konağının bulunduğu İlk basamakta yükselti 12 m, çarsının bulunduğu basamakta 25 m. ve kuzeyde Tuğlacılar Lisesinin bulunduğu basamakta 45 m. dir.


Jeolojik Yapı

Tekirdağ’ın jeolojik yapısı oldukça gençtir. I. zamanda il alanı denizlerle kaplıdır. Bu arada aşınmalar nedeniyle denizlerin dibinde karasal kökenli tortular oluşmuştur. II. zamanda Alp kıvrımlarının etkisiyle Kuzey Anadolu dağları ile birlikte Tekir Dağları oluşmuştur. Daha önceden oluşmuş olan eski temel ve tortul tabakalar da yer yer kırılmış, kıvrılmıştır. III. Zamanın sonunda neojende, Tekir Daği yeniden alçalmış ve düzleşmiştir. Bu dönemde Ganos ve Koru dağinin kuzeyinde uzanan platoda gre ve marnlar birikmiştir.

İl, günümüzdeki görüntüsünü IV. zamanda almıştır. Anadolu ve Trakya yükselirken, Ege Marmara ve Karadeniz havzaları alçalmıştır. Topraklar genel olarak kil içeren ve çimentolaşmış grelerden oluşur.

Tekirdağ ve yakin çevresinde gözlenen formasyonlar hakkında kısa bilgiler; oluşum yası yaşlıdan gence doğru aşağıda verilmiştir. Formasyon terimi; farklı jeolojik özellikleri ve arazideki görünümlerinin farklı olması nedeniyle birbirinden ayırt edilebilen kayaç guruplarını tanımlamaktadır.


Yeniköy Karışığı

Serpantinit, mavisisin, diyorit, porfirim alteredasit, fillit, grafit, sist, klorit, sist, metadolerit, spilit, metaçört ve rekristalize kireçtasi bloklarından oluşmuştur.


Lört Formasyonu

Kırmızımsı yeşil, yeşilimsi kül renkli, ince ve orta tabakalı kireç tası özelliğindedir. Üst kesimleri yer yer kuvars kumlu kireç taşı seklindedir.


Karaağaç Limanı Formasyonu

Birbirleriyle yanal ve düşey geçişli mil taşı,kil taşı, kum taşı ardalanmasıyla bunların arasında yer alan çakıl taşı merceklerinden oluşmaktadır.


Koyun Limanı Formasyonu

Tabanda griy, açık griy, üste doğru siyah, killi,şiltli,masif çamur taşı ile baslar; üste doğru kumtaşı ve çamur taşına geçer.


Fıçıtepe Formasyonu

Genel olarak üste doğru tane boyu küçülen çakıltaşı – kumtaşı ile bunlarla ardalanmalı çamurtaşı ve çok ince taneli kumtaşından oluşur.


Soğucak Kireçtaşı Formasyonu

Beyaz grimsi beyaz, yer yer sarimsi beyaz, kumlu ve killi seviyeli, erime boşluklu kireçtasi ve karbonatlardan oluşur.


Gaziköy Formasyonu

Yer yer çok ince taneli kum tası ve tüf katkılı şeylerden oluşmaktadır.


Korudağ Formasyonu

Kumtaşı – kiltaşı ardalanmasıyla, bunlar arasında yer alan çakıltaşlarından oluşur.


Keşan Formasyonu

Kumtaşı – kiltaşı ardalanmasıyla, bunların arasında yer alan mercek seklinde çakıltaşı ve volkanik kayaçlardan oluşmaktadır.


Yenimuhacır Formasyonu

Kiltaşı ve çamurtaşının egemen olduğu ve içerisinde yer yer kumtaşının bulunduğu tortul kayaçlardan oluşur.


Danışmen Formasyonu

Kiltaşı, silttasi ve marn kayaçlarından oluşur.


Ergene Formasyonu

Beyaz, sarımsı beyaz, gevşek tutturulmuş çakıl – kum, renkli kil, çakıl ve killi çamurtaşından oluşur.


Trakya Formasyonu

Çakıltaşı – kumtaşı ve miltaşından oluşur.


Alüvyon

Kil, silt, kum ve çakıl türü tortul kayaçlardan oluşur.


Deprem Durumu

Tekirdağ; Karlıova’dan başlayan Erzincan, Niksar, Ladik, Gerede, Bolu, Sakarya, Marmara Denizi'ni takiben Saroz Körfezine ulasan yaklaşık 1.200 km boyunda 100-15.000 m genişliğinde pek çok sayıdaki faylardan oluşan Kuzey Anadolu Fay ( KAF ) sonu yakınında yer almaktadır. ( 15-25 km ). Tekirdağ İl sınırları içerisinde depreme neden olabilecek faylar; Saroz - Gazi köy fayı ile Marmara Denizi’nde bulunan çukurlukların kenarlarında yer alan fay parçalarıdır.


Saroz-Gazi köy Fayı: yaklaşık 50 km. boyunda fay olup Kavak, Yeniköy, Gölcük, Yaya köy, Güzel köy ve Gazi köy yerleşim yerlerinden geçmektedir. Geçmişte pek çok depreme neden olan fay son olarak 09.08.1902 tarihinde 7,3 büyüklüğünde depreme neden olmuştur. Kuzey Anadolu Fay ( KAF ) zorunun bir bölümünü oluşturan Marmara Denizi içerisinde bulunan çukurlukların kenarlarında yer alan fay parçaları bağımsız ama sistemle beraber çalışırlar. Bugün çok sayıda araştırmacının görüsüne göre KAF zorunu oluşturan parçalarda şiddeti 6,6'dan büyük depremlerin oluşması 250- 350 yılda bir, şiddeti 5,4-6,6 arasında kalacak depremler 150-200 yılda bir ve daha küçük şiddetli depremlerin ise 50-60 yılda bir tekrarlanabileceği varsayılmaktadır. Bayındırlık ve İskan Bakanlığının 18.04.1996 tarihli "Türkiye Deprem Bölgeleri Haritası’na göre Sarköy, Mürefte ve Barbaros 1. Derece deprem bölgesinde kaldığından özellikle bu yerleşim yerlerinde yapılan yapılarda deprem yönetmeliğinde belirtilen hususlara dikkat edilmesi gerekmektedir.


Tarım

Tekirdağ yüz ölçümüne göre ekili-dikili alanları en çok illerden biridir. Tarıma elverişli alanların oranı yüzde 80’dir.Tekirdağ ilinden çok çeşitli ve bol ürünler alınmakla beraber ‘buğday,ayçiçeği,soğan,karpuz,kiraz ve üzüm’ önceliklidir. Bunlar ürünler arasına, önceki yıllarda ekim bolca yapılmakla birlikte son yıllarda son yıllarda ekim alanı oldukça azalan kuş yemini de katmak gerekir.


Tekirdağ da 400 bin hektarlık alanda tarım yapılıyor. İlin gayri saf üretim değerinin %74 ü bitkisel üretimden karşılanıyor.Geleneksel ürünü buğday ve ayçiçeği Türkiye de üretilen buğdayın yaklaşık %5 i (229 bin 63 hektarlık alan da 998 bin 955 ton buğday ), ayçiçeğinin ise %27 si (139 bin 290 hektarlık alanda 258 bin 750 ton)Tekirdağ dan karşılanıyor. Tekirdağ yıllarca, karpuzu ile tanınmış ve meşhur olmuştur. İnce kabuğu ve az çekirdeği ile merkeze bağlı ‘Barbaros’ ve ‘Kumbağ’ karpuzu çok meşhur iken, hiprit tohumunun çıkması ile bu karpuz çeşidi yok olmaya yüz tutmuştur. Son yıllarda yeniden kovun,karpuz alanlarının çoğalmaya başladığı ilde Çorlu, Marmara Ereğlisi, Malkara ve merkez ilçelerindeki Ferhadanlı, Kaşıkçı gibi yerleşim merkezlerinde karpuz ekim oranı yükselmiştir.


Tekirdağ ilinde meyvecilik gelişmemiş olmakla beraber, ilde üretimi en fazla olan meyvelerden birisi kirazdır.1960 lı yıllardan beri yapıla gelen "Kiraz eğlenceleri" ve bugün yapılan ‘kiraz festivali’,kirazın yerinin Tekirdağ da bir başka olduğunu göstermektedir.İldeki toplam 50 bin 470 kiraz ağacının,23 bin890 ı Şarköy ,2500 adeti ise Merkez İlçede bulunmaktadır.Üzüm üretimi ise Tekirdağ için olduğu kadar,Türkiye geneli içinde çok önemlidir.Tekirdağ da 1990 yılı itibariyle işlenen tarım alanlarının yüzde 1.75.’inde ,yani 6957 Ha.bir sahada bağcılık yapılmaktadır.1910 lardan itibaren başlayan harpler,istilalar,göçler ve yanlış iskan politikalarına birde floksaranın ilavesiyle bölgedeki bağ alanları, 1925 e kadar büyük zarar görmüştür.Bu gün hala o günkü bağ alanlarının ancak yüzde 40 ına ulaşabilmiştir. Ortalama bin 21 Kg/da verim alınan ilin toplam üzüm üretim miktarı,71 bin 35 tondur.Son yıllarda bölgede gelişen kentleşme ve turizm amaçlı ikinci konut yapım olgusunda çok olumsuz etkilenen bağ alanları istenilen hızla arttırılamamaktadır. İlde üretim en çok merkez ilçe ve Şarköy de yapılmaktadır.Ülke bağ alanlarının yüzde 1.28'ine sahip olan Tekirdağ ;Türkiye üzüm üretiminin ise yüzde 1.97 sini karşılamaktadır.


Tekirdağ da üretilen kuru soğan diğer yumru ürünleri içerisinde belirleyici bir ağırlığa sahip bulunmaktadır.Körfez Krizi nedeniyle dış pazarlardan etkilenen ilin, "kuru soğan" üretiminin Türkiye genelinde ki payı,son yıllarda yüzde 7 lerden yüzde 3.3 lere düşmüştür. İl genelindeki kuru soğan tarımı yapılan toplam alanın yüzde 60 ı,Merkez İlçede, yüzde 34 ü ise Malkara’da bulunmaktadır.


Üzüm Çeşitleri

Sofralık Üzüm Çeşitleri

Cardinal: Erken olgunlaşan bir üzüm türüdür. Temmuz ayı sonlarına doğru yetişmektedir.

Yapıncak: Halk dilinde ‘kınalı yapıncak’ olarak anılır.Yerli ve sofralık bir üzüm türüdür. Hasat dönemi eylül ve ekim aylarıdır.

Alphonse: Halk dilinde Alfonos olarak isimlendirilen siyah renkli bu üzüm türünün, hasat dönemi ağustos ayının ikinci yarısı ve eylül ayıdır.

Kürt Üzümü: Yerli çeşit bir sofralık üzüm türüdür.

Çavuş Üzümü: Beyaz renkli olan bu üzüm türünün hasat dönemi ağustos ayının birinci yarısıdır.

Muscat: Beyaz renkli olan bu üzüm türünün hasat dönemi de ağustos ayının ilk yarısıdır.


Şaraplık Üzüm Çeşitleri

Gamay: Fransız menşeli olan siyah renkli bu üzüm türü, yüksek kalitede bir şarap elde edilmesinde değerlendirilir. Hasat dönemi eylül ayı başıdır.

Semilon: Halk dilinde "simyon" olarak geçen beyaz renkli olan bu üzüm türünün hasadı, eylül ve ekim aylarıdır.

Karalahana: Siyah renkli olan bu yerli üzüm türünün hasat dönemi ekim ayıdır.


Turizm

Marmara denizine 100 km.den fazla kıyısı olan ve bundan dolayı haklı olarak ''Marmara'nın İncisi'' unvanıyla anılan ilimiz, sahip olduğu doğal güzellikleri ve barındırdığı kültürel varlıklarıyla turizm açısından göz ardı edilemeyecek avantajlara sahiptir.

Avrupa'yı Asya kıtasına bağlayan E80 (TEM), E84 ve D-l00 karayolları ile 56 km.lik demiryolu ağının ilimiz sınırları içerisinden geçmesi, ilimizde büyük bir ulaşım kolaylığı sağlamaktadır. Uluslararası statüye sahip, Çorlu Hava Limanıyla çağdaş limancılığın gereği olarak tüm hizmetlerin verildiği, İlimiz Merkez ilçedeki Akport ve M.Ereğlisi ilçesindeki Martaş limanları, hava ve deniz ulaşımına verilen önemi yansıtmaktadır.

İlimiz, Arkeoloji ve Etnografya Müzesi, Rakoczi Müzesi, Namık Kemal Evi, Osmanlı dönemine ait camileri, çeşmeleri, Karacakılavuz El Dokumaları, Kiraz Festivali, Bağbozumu ve Tepreş Şenlikleri, doğal plajları, doğa harikası Çamlıkoy'u (Kastro) ve diğerleri ile bir tarih ve turizm kentidir.

Özellikle yaz aylarında plajları ve eğlence yerleriyle bir eğlence merkezi olma yönünde hızla ilerleyen Kumbağ Beldesi ile yeşil bağları, zeytin bahçeleri, sahilleri ve şaraplarıyla ünlü Şarköy ve Marmara'nın Efes'i olarak anılan adeta bir açık hava müzesi görünümündeki antik ilçesi M. Ereğlisi ilçesi ve bağlı beldeleri önemli tatil merkezlerimizdendir Yeme-içme, eğlence ve konaklama tesislerinin, ikinci konutlarının çok olması, bu yörelerimize turizm sezonu içerisinde hareket ve canlılık getirmektedir.

Diğer yandan, Tekirdağ Anadolu Otelcilik ve Turizm Meslek Lisesi ve ilimiz Merkez ilçe ile M.Ereğlisi, Çorlu ve Şarköy ilçelerinde bulunan Meslek Yüksek okullarının ''Turizm Otelcilik'' bölümlerinde, Türk turizmine yetişmiş eleman kazandırılmaktadır.


Kırsal Turizm

Kent yaşamının gürültüsü, yaşanan kaos ortamları, günlük yaşamın tek düzeliği ya da yoğunluğu gibi haller insanları biraz da geçmişe duyulan özlemler tatil için kırsal kesimi, köyleri daha cazip hale getirmektedir. Kır yaşamının sadeliği, sıcak ilişkilerin yarattığı samimi ve yalın ortamın yanında tarihin derinliklerinden gelen yeme içme kültürü, yeşil ve mavi ile iç içe olma arzusu kırsal turizmin gelişmesine neden olmaktadır. Tarihi ve kültürel çok sayıda değerlere sahip olan ilimiz ise İstanbul’a yakınlığı, toprak ve topagrafik yapısı, iklim ve ekolojik özelliklerinin de sağladığı avantajlarla çok önemli bir kırsal turizm destinasyonu konumundadır. Tarımsal aktivitelerin çokluğu ve hala çok sayıda tarımsal ürünün üretildiği ilimizin kırsal turizm potansiyeli oldukça yüksektir.

Vizyonu gereği kırsal kesim nüfusunun gelir kaynaklarını çeşitlendirerek arttırma çabasında olan Büyükşehir Belediyemiz; ilimizin sahip olduğu bu değerleri daha bilinir hale getirilmesi suretiyle kırsal turizmin geliştirilmesi için bir dizi çalışmalar gerçekleştirmektedir.

Belediyemiz turizm sektöründeki gelişmeleri de göz önüne alarak proje alanı olarak; Şarköy ilçesinin Uçmakdere, Gaziköy, Hoşköy, Kirazlı, Malkara ilçesinin Elmalı, Sarıpolat, Yaylagöne, Saray ilçesinin ise Bahçeköy, Safaalan ve Güngörmez mahallelerini belirlemiştir.

Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanlığımız, iki yıldır ülkemizdeki kırsal turizmde yaşanan gelişmeleri göstermek üzere proje sahası mahallerimizden büyük çoğunluğunu kadınların oluşturduğu yaklaşık 30 kişilik bir grubu Çanakkale Ayvacık’tan başlayan Küçükkuyu’yu, Şirince’yi, Seferihisar’ı da içine alan ve Aydın’ın köylerinde son bulan bir kültür/farkındalık gezisi düzenlenmiştir. Bu uzun rotalı gezide, hemşerilerimiz kırsal turizmi mahallinde doğrudan gözlemlemiş ve yapılan yüz yüze görüşmeler yoluyla birçok bilgiyi birinci ağızdan öğrenme fırsatı bulmuştur.

Proje sahası mahallelerimize karşılıksız olarak Pazar stantları dağıtılmış ve köy pazarları kurulmaya başlanmıştır. Gerek doğayla iç içe olma arzusu gerekse köy ürünlerinin cazibesi şehirde yaşayanların büyük ilgisini çekmiş, pazarlara rağbeti arttırmıştır.

5 mahallemizin genel tuvaletleri yenilenmiştir. 2015 yılından itibaren akademik kadrolarla birlikte girişimcilik, gastronomi, köy/ev pansiyonculuğu üzerine eğitimler verilmiştir. Proje sahası iki mahallemize KOSGEB eğitimleri verilmiş olup bu eğitimler sonunda bazı kadın hemşerilerimiz girişimlerde bulunmaktadır.

Köylerimizin (mahallelerimizin) oluşturulan görsellerinden tanıtım kitapçıkları, broşürleri hazırlanmış, Belediye Başkanlığı sitesinde web sayfası oluşturulmuştur. Sabit Pazar standları ve oturma gruplarının yapımı ise sürdürülmektedir.

Proje kapsamında mahallerde kurulan Yöresel Ürünler Tanıtım Evlerinin kullanım hakkı mahalle sakinlerine verilmiştir.

Uzun yıllar sürecek ve Büyükşehir Belediyemiz tarafından finansa edilecek olan bu proje ile giderek hızla yaygın hale gelen kırsal turizm hareketinden ve özellikle de komşumuz İstanbul pazarından olabildiğince yüksek bir pay almak amaçlanmaktadır.

İnek ya da keçi sağılması, salça yapılması, turşu kurulması, tarhana hazırlanması, pekmez kaynatılması, orak biçilmesi gibi etkinliklere katılım ortamı yaratılarak bütün tarımsal üretim faaliyetlerinin görülüp tecrübe edilmesi sağlanmaya çalışılmaktadır.

Gelen ziyaretçilerin piknik yapmalarına ortam hazırlanacak, bisiklet binecekleri, yürüyüş yapacakları alanlar yaratılacak günün sonunda ise buralarda üretilen tarımsal üretim kökenli gıda maddelerinin örneğin; ev yapımı şarap, keçi peyniri, kesme, yumurta, kuskus, tarhana vs. satın alma imkanı yaratılacaktır. Böylece bölgede hem ciddi ölçülerde bir ekonomik canlılık kazandırılırken hem de gelen misafirlere doğayla iç içe olma ve huzurla evlerine dönme fırsatı sağlanacaktır.


Antik Yerler

Bisanthe

Samos'lu kolonistler tarafından kurulmuştur. Kuruluş tarihi kesin olarak bilinmemektedir. Antik kaynaklarda ilk kez M.Ö. 430 yılının olayları ile ilgili olarak, Heredot Tarihi'nde kentin ismi geçmektedir. Ksenophon'un Anabasis adlı kitabında, Odrys Kralı Seuthes, 1. Bizans'ın deniz kıyısındaki en güzel şehirlerden biri olduğundan bahsetmektedir. Kentin yeri konusunda tartışmalar vardır. Son arkeolojik verilere göre Babaros'a lokalize edilmektedir.


Perinthos

M.Ö. 600 civarında Samos'lu kolonistler tarafından kurulmuştur. Tarihçi Plinius, Perinthos'un 200 ayak genişliğinde bir kara parçasıyla anakaraya bağlı olduğunu yazmaktadır. M.S.3. yüzyılda adı; Herakleia olarak değişen kent bugünkü Marmara Ereğlisi ilçe merkezidir.


Heraion Teichos

Tarihçi Heredot tarafından Perinthos'un yakınlarında olduğu antik kentin, yazılı kaynaklara göre Karaevli köyü altında Çitlenbik deresinin denizle birleştiği yerde olduğu ileri sürülmektedir.


Ganos

Ksenopohon'da Trak (Odrys) Kralı Seuthes'in kıyıdaki kentlerinden biri olarak bahsedilen Ganos, Şarköy ilçesi'ne bağlı bugünkü Gaziköy sınırları içinde yer almaktadır.


Toronte

Şarköy ilçesi Tepeköy'de bulunan, Apollon-Toronteos'a adanmış olduğu yazıttan anlaşılan bir adak steline göre bu antik köy, Tepeköy ile aynı yere lokalize edilmektedir.


Apri

M.S. 46 yılında Roma İmparatoru Cladius tarafından kurularak, emekli Roma askerlerinin yerleştirildiği antik yerleşim alanı, Malkara ilçesi'nin Kermeyan Köyü'nün bulunduğu yerdir. Bizans İmparatorluğu döneminde önemli bir yerleşim merkezi durumuna gelmiştir.


Barbaros(Banados)

İonyalılar tarafından yaklaşık İ.Ö. VI. Yy.da kurulduğu sanılan bu kıyı kenti, Bizanslılar zamanında yoğun bir yerleşmeye sahne olmuştur. Antik Çağda adı Banados olan kentin surları, bugünkü Barbaros beldesinin kuzeybatısındadır.


Misinli

Çorlu ilçesine bağlı olan ve E-5 karayoluna çok yakın olan Misinli köyünde kale kalıntıları ve burçlar bulunmaktadır.


Beşiktepe

Merkez ilçeye bağlı Ahmedikli ve Hacıköy arasında beşiğe benzer bir tepe üzerinde bulunan kale kalıntıları, buranın eski bir yerleşim merkezi olduğunu göstermektedir.


Güneşli

Saray ilçesinin 2 km. kadar batısındadır. Eski bir yerleşim merkezidir. Burada çok sayıda tarihi eser bulunmuştur.


Hora Feneri

1876 Fransız yapısı olup, Şarköy ilçesine bağlı Hoşköy beldesinde bulunmaktadır. 96 kristalden meydana gelen fener kendi ekseni etrafında 360 derece dönerek görev yapmakta olup, bölgenin ikinci büyük feneridir.


Eserler

Rüstem Paşa Külliyesi

Bugün külliyenin camii, hamamı, bedesteni, medresesi ve kitaplığı ayaktadır. Vaktiyle kervansarayı ve imareti de olduğu çeşitli kaynaklarda yer almaktadır.

Rüstempaşa Külliyesi içinde en belirgin yeri tutan Rüstempaşa camii, 1553 tarihinde Kanuni Sultan Süleyman'ın damadı Rüstem Paşa tarafından denize hakim bir tepe üzerinde Mimar Sinan'a yaptırılmıştır.

Caminin 30 m. doğusunda bulunan medrese, 1880'de harap olunca üzerine ahşap bir okul kurulmuştur. Rüştiye ve İdadi olarak kullanılan bu yapı daha sonra Cumhuriyet İlkokulu olarak da hizmet vermiştir.

Cami ile medresenin arasında kare planlı ve kubbeli olarak yapılan kitaplık binasına sonradan ocak ve baca eklenmek suretiyle aşhane olarak kullanılmıştır.

Medresenin yanında yer alan hamam, orijinalinde kadınlar ve erkekler kısmı olmak üzere bir çifte hamam şeklinde üstü kubbeyle örtülü olarak yapılmıştır. Bugün sadece beden duvarları mevcuttur.

Caminin batısında yer alan bedesten 6 kubbeli, dikdörtgen planlı bir yapıdır. Taş ve tuğla karışımından inşa edilmiş olan ve son yıllarda onarılan bu yapı külliyenin cami ile birlikte sağlam olarak görülebilen bir kısmıdır.

Ayrıca Rüstempaşa Camiinin doğusunda 1988 yılında inşaatı tamamlanan bir çarşı yapılmıştır. Yeri Vakıflar Genel Müdürlüğü'ne ait olan bu çarşı, İl Özel İdare'si ve Vakıflar Genel Müdürlüğü'nce ortaklaşa yapılmıştır. 49 dükkandan ibaret olan bu çarşı, külliyenin dönem özelliklerini yansıtan mimariye sahiptir.

Rüstempaşa külliyesinden başka Osmanlı Dönemine ait diğer önemli eserler arasında Orta Cami, Eski Cami, Hasan Efendi Cami, İnecik-İmaret Camisi, Hamami Mehmet Paşa Türbesi, Kırklar Türbesi, Sadi Baba Türbesi, Yalı Hamamı, İnecik-Erenler Hamamı ve birçok tarihi çeşmeyi saymak mümkündür.

Yukarıda sayılan tarihi yapıtlardan başka, Kurtuluş Anıtı, Namık Kemal Anıtı, Şehitler Çeşmesi Anıtı ve Hürriyet Abidesi Tekirdağ'ın geçmişindeki önemli tarihleri hatırlatan eserlerdir.


Tekirdağ'ın geçmişi ile ilgili malzeme ve eserlerin sergilendiği 4 tanede müze bulunmaktadır.


Arkeoloji ve Etnografya Müzesi

1927 yılında Vali Konağı olarak inşa edilmiştir. 1977 yılında İl Özel İdaresi'nce Kültür Bakanlığı'na satılan ilk Cumhuriyet Dönemi yapılarından olan kâgir yapı, daha sonra aslına uygun restore edilerek Müze haline getirilmiştir. Tekirdağ bölgesinde bulunmuş olup, tarih öncesi çağlardan günümüze kadar gelen toplam: 14.051 adet eser bulunmakta olup, bunlardan 1066 adedi teşhir salonunda sergilenmektedir.


Rakoczi Müzesi

1720-1803 yıllarında Türk misafirperverlik ve dostluk anlayışının güzel bir örneğinin İlimizde ortaya çıktığı görülmektedir. 18. yy. başlarında cereyan eden Macar Bağımsızlık Hareketinin önderi II.French Rakoczi ve taraftarlarının Avusturya ile yaptıkları savaşta yenilgiye uğramaları üzerine Padişah III. Ahmet, Rakoczi ve taraftarlarını misafir olarak davet etmiş ve Tekirdağ'a yerleştirmiştir. II.French Rakoczi 1735 yılından ölümüne kadar burada ikamet etmiştir. Rakoczi'nin ikamet ettiği bu Türk evi, 1932 yılında Macaristan Hükümetince satın alınıp, aslına uygun restore edilerek Müze haline getirilmiştir.


Namık Kemal Evi

Vatan şairimiz Namık Kemal'in 1840 yılında Tekirdağ'da doğduğu evin yakın çevresinde eski Tekirdağ evleri örnek alınarak Namık Kemal'in hatırasına Tekirdağ Namık Kemal Derneği tarafından 1993 yılında yaptırılmıştır. Namık Kemal Evi Tekirdağ mutfağı baş odası ve yatak odasını tanıtan Etnografik eşya ile süslenmiş ayrıca Namık Kemal ve onun hakkında yazılmış eserler evde teşhir edilmektedir.


Festivaller

Tekirdağ Kiraz Festivali

İlk defa 1962'de "Kiraz Cümbüşü" adı altında kutlanmaya başlandı. 1964'te Kiraz Bayramı'na dönüştü. Daha sonraları Kiraz Festivali adı altında geleneksel hale getirilerek geniş bir çerçevede kültür ve eğlence programları oluşturularak devam edegeldi. Kutlama Komitesi Başkanlığını Tekirdağ Belediye Başkanları üstlenerek, haziran ayı içerisinde, genellikle ilk haftası olmak üzere, dört gün boyunca, kortejler, sergiler, gösteriler, fener alayları, gece konserleri, kiraz yarışmaları, yelken yarışmaları, festival güzellik yarışmaları, piknikler ve kapanış konserleri ile bitmektedir. Hafta boyunca özellikle şehirde iç turizm açısından büyük hareketlenme yaşanmaktadır. Binlerce Tekirdağlı, şehrin sahiline ve eğlence yerlerine inerek festivali doyasıya yaşamaktadır.

Fotoğraflar

Sizin için seçtiğimiz Tekirdag iline ait görüntüler

  • Tekirdag Merkez Resmi

    Tekirdag

    Tekirdag Merkez
Harita
pin_drop

Tekirdag

40.9833 , 27.5167